Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 Elpis Mnemosyne

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Elpis Mnemosyne
Lady Ahern & III. Sınıf
Lady Ahern & III. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 4
Kayıt tarihi : 24/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
48/100  (48/100)

MesajKonu: Elpis Mnemosyne   Ptsi Mart 28, 2011 10:14 pm

    Âdemin oğlu Caine karanlıklarda hüküm sürerken Gabriel insanoğluna Caine'in yaşadığı yeri söyler. İnsanlar aralarından en iyi 5 savaşçıyı seçerler; bu savaşçıların hepsi birer erdem taşımaktadır. Bu erdemler; iyilik, dostluk, dürüstlük, barış ve sevgi. Karanlığın hüküm sürdüğü yere giden erdemli insanlar, savaşı sevgi kazanır. Diğer erdemliler ölür. Caine’i yakalayıp insanoğlunun bulunduğu yere götüren savaşçı Caine'nin yok oluşunu tüm insanlığa izletecekti.

    Manastırdan çıkan Raphael, Caine'in içler acısı durumunu gördüğünde manastırdan ona bir dilim ekmek vermek için tahtadan yapılmış kafesin yanına gider. Diz çöküp Caine'e seslenen Raphael "Al sana Tanrı'dan ekmek getirdim." der. Caine ekmeği almak bahanesi ile Raphael'e yaklaşır, ekmek uzatan sağ elini yakalar ve Raphael'e şöyle söyler; "Bende sana Tanrı'nın bana bahşettiği karanlığı veriyorum."Ve Caine Raphael'in kolunu ısırır. Raphael artık sıradan bir insan değil, ölümsüzlerin ye yüzündeki yeni elçisidir. Gün doğumu ile karanlık hükümdar Caine güneşin yakıcı sıcaklığıyla yok olup gider. Geriye sadece külleri kalır. Artık yeryüzünde karanlığın tek hükümdarı Raphael olmuştur.

    KARANLIĞIN ELÇİSİ; KARANLIĞIN YENİ HÜKÜMDARI

    Raphael acıkmıştır ve artık insanların içine karışamaz, lanetlenmiştir. Artık lanetli kanı bedeninde dolaşmaya başlamıştı, korkuyordu, susamıştı. Artık karanalığa hapsolmuştu; bedeninde bitmek bilmeyen acılar başlamıştı. Ya ölüm onu çağıracaktı, ya da ölüm olup bir yok oluş başlatacaktı. İçindeki yaratık dışarıya çıkmaya başladığı zaman, o yaratığa kendini teslim etti. Kendi içindeki yaratıkla savaştı, yenik düştü. Yaratık galip geldi; insanlığın gücü azalırken yeni bir ırkın gücü ortaya çıkıyordu. Karanlık gündüzden daha önce hüküm sürmeye başlamıştı. Yanlızlık bedenindeki büyük acılardan birisiydi, açlığını bastırıyordu ama yalnızlıkla başa çıkamıyordu. Buna bir çözüm bulmak isteyen Raphael yine en yakınına sığındı. Âşık olduğu kadına… Gücünü geri kazanmak istiyordu. Gücü onda bulacağını düşündü. Ya âşık olduğu kadın onu istemezse? Bunu hiç düşünmemişti. Yalnızlığı çaresizliği o denli bedeninde hissediyordu ki. Aklına gelen ilk çözüm yolunu seçti.Önce uzaktan baktı eskiden sevdiği kadına, artık sadece onun kokusunu hissediyordu.Bütün hisleri ölmüştü, yok oluş içindeydi, onu arzuladı.Sinsice yanına yaklaştı, kana susamıştı; adeta damarlarındaki kanı istiyordu.Dayanamadı, susuzluğuna yenik düştü, kadın tek bir hamle ile yere yığılmıştı, kader onu teslim almıştı.Gözlerindeki korku, sevdiği adama bakarken bedeninin soğumasını Raphael sadece uzaktan bir seyirciymiş gibi izliyordu.Sevdiği kadını öldürmüştü.En yakınını kendi elleriyle öldürmüştü.Artık onu yaratıktan ayıran hiçbir şey yoktu.Bedeni ölüm kokan bir zavallıdan başka bir şey değildi.Kulağına gelen fısıltılar onu ormanın derinliklerine sürükledi.Vahşi hayvanlar ve yabani otların arasında yaşamaya başladı.Ama orada da çok fazla barınamayacaktı.Susuzluğu onu sürüklüyordu.Bedeni alev, alev yanıyordu, kül oluyordu.Hayvanlara saldırmaya başladı, onlardan bir farkı kalmamıştı artık.Gündüzleri bir mağarada, geceleri ise hayvan avlayarak geçirdi.Yırtıcı bir hayvandan hiçbir farkı kalmamıştı.

    Dayanamadı bir gün. Ormana hapsolmak istemiyordu. Hayvanlar artık ona ilgi çekici gelmiyordu. Bir kere insan kanının tadını almıştı, vazgeçemiyordu. Dayanılamaz acılar çekmeye başladığı vakit ormandan uzaklaştı; insanların arasına karışmak istedi. Ama kilometrelerce uzaklıktan onların kokularını alıyordu. Acıkmış bir hayvan her an saldırıya geçmeye hazırdır; Raphael de acıkmış bir hayvandan farkı yoktu. Gözüne kestirdiği insanları avlamaya karar verdi. Ama bu insanlar; oldukça zengin, güçlü, güzel ve zeki idi. Hayvanların arasından kurtulmak kendine bir ordu yapmak istiyordu. Amacına ulaşmak için her yolu deneyecekti. Ta ki amacına ulaştığı ondan güçlüsü olmayacaktı; yenilmez bir Raphael. Ölümsüz bir Raphael'e kimse karşı koyamazdı, karanlık kuytularda geceyi bekledi avına yaklaşan bir aslan gibi sinsice kurbanlarına yaklaştı. En zayıf anlarını kolladı ve saldırıya geçti. İlk başta kanlarının son damlasına kadar içti, ölenleri sakladı. Ama daha sonra kanları tükenmeden bıraktı. Acı içinde kıvranışlarını izledi. Kendine yapılanlar geldi aklına, zevk aldı bu güce sahip olmaktan dolayı. Lanetli kanının zehrini herkese dağıttı. Durmak nedir bilmez haldeydi. Susuzluğunu gidermek bir yana, kendi gibi yeni yaratıklar yarattı. Yalnız değildi artık, ama asla tam anlamıyla kalbi olmayacaktı bundan sonra.

    İki dünyanın savaşı başlamıştı, cehennem yeryüzüne inmişti; karanlık yeni efendisini bulurken, aydınlık ışığını kaybetmemek için mücadele veriyordu. Bu savaştan kim galip çıkacaktı, karanlığın ve aydınlığın aynı anda hüküm sürdüğü kanlı toprakların sahibi kim olacaktı. Bunu ne şeytan, ne melek bilebilirdi, onlar bütün kozlarını ortaya döktüler ve sadece olan biteni izleyemeye başladılar, kazanan taraf sürgün olan şeytanı mı yoksa meleği mi zindanında çıkaracaktı. Kimse bunu bilmiyordu. Ama Raphael tüm gücünü ortaya döktü, kardeşine savaş açtı. Dünyaya yandaşlarıyla birlikte amansız bir mücadelenin başlangıcını bildiren bir savaş açtı...

    Eski ile yeninin mücadelesi mi vardı? Yoksa herkes kayıp olan ruhunu aramanın mı peşindeydi? Ölüm nefesimizi solurken, yaşamak neden bu denli önemliydi? Dünyayı yönetenlerin işi zor muydu? Kendileri de bu iki güç arasında sıkışıp kalmışken, kalplerini bulabilecekler miydi? Dünyadan önce bir okulu yöneten bir müdür kendini bulabilecek miydi? Bir şehri yöneten lider? Bütün vampirlere hakim bir savaşçı kendini bulabilecek miydi? Kader bizle oyun oynuyordu, oyunun galibi belki de olmayacaktı, belki de sadece ölüm kazanacaktı. Ruhları yok olmuş bedenler, kendini cehennemin kızgın ateşinde yanarken izleyecekti. Zaman çizgişi git gide kısalıyor, Raphael ölümü çağırdı, vampirleri uyandırdı, bu uyanışın sonu bir kargaşaydı. Ve ya birlikte sürecek bir ömür. Sonsuz bir ömür... Düzeni sağlamakla görevli olan yaratıkların işi git gide çoğalıyor. Raphael uykusundan uyandı...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Usta
Usta
Usta


Mesaj Sayısı : 44
En Belirgin Özellik : Puan veririrm
Kayıt tarihi : 23/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
50/100  (50/100)

MesajKonu: Geri: Elpis Mnemosyne   Salı Mart 29, 2011 4:26 pm

Anlatım: 19/25
İmla: 9/15
Görünüm: 10/10

Büyücü Gücü: 38 Puan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Elpis Mnemosyne
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: RPG MERKEZİ :: Büyücü Gücü-
Buraya geçin: