Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 Valarie*

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Valerie Diamante
Antikacı
Antikacı
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 50
Yaş : 24
En Belirgin Özellik : Araştırma gücü
Kan Durumu : Cadı
Gerçek Ad : İyem.
Kayıt tarihi : 04/04/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
36/100  (36/100)

MesajKonu: Valarie*   Ptsi Nis. 04, 2011 5:22 pm


    -Valarie Diamante-

    Yaklaşık yarım saat sonra Shane eve, beni almaya gelecekti ve ben ilk defa erken hazırlanıp kardeşlerim ile birlikte evde oturuyordum. Üzerimde kısa kot şortum ve siyah askılı bluzum vardı. Shane ile buluşacağım için çok güzel görünmeliydi. Tabii kardeşlerimde hemen nereye gittiğimi anladılar ve tabii ki konuşmak için Shane gelene kadar konuşmak istemişlerdi. Konunun ne olduğu açıktı. Elbette Shane. Kardeşlerim ilk zamanlar onu hiç beğenmemişlerdi. Zaten onunla tanışalı da uzun zaman olmamıştı doğrusu. Yine sevdiklerini sanmıyorum ama neler olup bittiğini merak ediyor gibiydiler. O yüzden bana onunla ilgili bir sürü sorular soruyorlardı ve ben de hiç çekinmeden anlatıyordum ne de olsa kanımdan biriydiler öyle değil mi? Onlara anlatmayacaktım da kime anlatacağım. Bazen birbirimizle tartışsak da birbirimizi çok seviyoruz. Ama ben her seferinde onlara Shane'yi düzelteceğimi söylüyordum ve düzelteceğim de. Onunla ilk olarak şu çapkınlık konusunda konuşacaktım ve düzeltecektim. Aslında bugün konuşabilirdim. Onula yaklaşık bir ay önce tanışmıştım ve onu daha yeni yeni tanımaya, neleri sevip neleri sevmediğini bilmeye ve ona iyice âşık olup kötü huylarından kurtarmak istiyordum. Aslında ona âşık olmuştum gerçekten. Shane de bana âşık olmuştu bunu biliyordum. Bunları kardeşlerimle yaklaşık her zaman konuşuyordum. Ben anlatmaktan bıkmayacaktım onlarda dinlemekten tabii ki. Tabii onun kötü huylarından az da olsa iyi huyları da vardı ve bu huylarını çok seviyordum. Özellikle sarf ettiği kelimeler. Güzelim, bebeğim gibi şeyler işte. Bu laflar bazılarına saçma gelse de bana nedense ondan duyunca oldukça etkileyici ve hoş geliyordu. Ondan istediğim şeyler vardı ama öncelikle bunları söylemesiydi. Diğer istediklerimi ise daha söylemeye cesaret edememiştim çünkü onun beni daha dinleyeceğini sanmıyordum. Kısa süre sonra nihayet kapı çalmıştı. Gelen kesinlikle Shane olmalıydı. Hemen oturduğum yerden fırladım ve üzerime çeki düzen verdikten sonra kapıya doğru ilerledim. Kalbim deli gibi çarpıyordu. Kapıyı açmadan önce heyecanıma engel olmaya çalıştım. Onu daha fazla bekletmek istemediğim için hemen kapıyı açtım ve gülümseyerek onu selamladım. Avuçlarım sırılsıklam olmuştu. Yine beni sevdiğim cümlelerle selamlamayı unutmadı. Gülümseyerek başımı hafifçe öne eğdim. Sesinde oldukça mutlu bir ton vardı ve bu daha da hoşuma gitmişti. Beni dışarıya çağırdığında çantamı koluma aldım. Kardeşlerime mutlu bir gülümseme atarak Shane’nin koluna girdim ve muhteşem spor arabasına binerek Manhattan kafelerinden birinin önünde durduk. Yol boyunca hiç konuşmamıştık. Neden olduğunu bilmiyordum.

    Arabadan inmek için kapının koluna elimi attığımda aniden kapımın Shane tarafından açıldığını görünce gülümsedim ve elini tutarak arabadan indim. Bu oldukça hoş bir davranıştı. Shane’in koluna girdim. Bara girdiğimizde içeride çok yoğun bir içki kokusu vardı. Ve bir de vazgeçilmeyen müzik sesi. Barmen’in olduğu kısma gittiğimizde içeride ki müziğe yoğunlaşmaya başladım. Oldukça hoş bir ortamdı. Shane iki tane viski istedikten sonra etrafı izlemeye başladım. Oldukça kalabalık bir ortamdı ve her telden insan vardı. Ve genellikle her kızın yanında erkekler oluyordu. Viskimiz birkaç dakika sonra gelmişti. Bardağımı alarak küçük bir yudum aldım ve gülümseyerek kendimi müziğe bıraktım. Bir süre sonra Shane’nin bana soru sorduğunu görünce gözlerimi onun gözlerine sabitledim ve gülümseyerek ‘’ Kesinlikle. ‘’ diyerek gözlerine bakmaya devam ettim. O da oldukça eğleniyor gibiydi. Elimi uzatarak eline uzandım ve sıkıca tuttum. Bir şey demeden gülümseyerek başımı pisttekilere çevirdim. Onlar da eğleniyor olmalılardı. Fazlasıyla.

    Ortam iyice gürültülü ve kalabalık olmaya başlamıştı. Burnuma bir yanık kokusu geldiğinde istemsizce kafamı Shane’e çevirdim. Çünkü ondan geldiğini adım gibi biliyordum ve bu hiçte hoşuma gitmemişti. Üstelik bana bir daha içmeyeceğini söylediği zaman ciddi gibi görünüyordu. Ama ona kızmaya niyetim yoktu. Aslında orada herkes içiyordu ve şuan kızılacak bir durum yok gibiydi zaten bir tane içmeyi umuyor gibiydi ve öyle de oldu. Bir şey demeden sadece istemsizce gülümsedim. O da mahcup olmuşa benziyordu. Viskimden birkaç yudum daha içerken sıkılmaya başlamıştım az da olsa. Bir yandan da canımı sıkan Shane’in davranışları olmuştu. Çünkü ben onu ne kadar değiştirmeye çalışsam da o da değişmeyecek gibi görünüyordu. Bazı huylarından. Ama asla vazgeçmeyecektim tabi. Ama onu değiştiremeyeceğim tek konu da kızlardı. Bunun içinde hiç yardımcı olmuyordu doğrusu. Ama kesinlikle bunu da düzeltecektim ve tamamen benim olacaktı. Her yönüyle. Ve o bana hala dert etmememi söylüyordu ama pek başardığım söylenemezdi. ‘’ Nasıl dert etmeyeceğimi düşünüyor anlamıyorum! ‘’ diyerek kendi kendime bir şeyler mırıldandım. Duymadığını umuyordum. Shane’in bardağı tamamen boşalmıştı ve yenisini isterken benimki daha yarıdaydı. Belki içki içince kafam biraz da olsa dağılırdı diye umarak bardağımdaki son yudumu da içtim. Bana yaklaştığını görünce gönülsüzce gülümsedim. Ama onunla olmayı istiyordum. Fakat üzerimde az da olsa tedirginlik vardı. Çünkü etrafımdaki kızların ona bakması ve Shane'in de görmezden gelmemesi canımı sıkıyordu doğrusu. Özellikle de benden başka kızlara ‘bebek‘ demesi çok sinir bozucuydu. Bazen içimden o kızlara saç baş dalmak geliyordu ama ben öyle bir kız olmadığım için hemen aklımdaki o kötü düşünceyi atıyordum. Ama bir gün çok kötü olacaktı buna emindim. Bardağım dolduğunca onu da yarısına kadar içtim. Aslında neden bu kadar gergin olduğumu da bilmiyordum. Bu durumu Shane fark etmiş olsa gerek benim rahat olmamı söylüyordu ama bu söylediği sözlerden sonra nasıl rahat olabilirdim ki. Hala bana ‘ Beni değiştirmenin çok zor olacağını ve hatta imkânsıza yakın olduğunu biliyorsun değil mi? ’ diye soruyordu. Bu gerçekten hiç beklemediğim bir şeydi. Ben ‘ Tamam değişmek için elimden geleni yapacağım. ’ demesini beklerken sarf ettiği lafa bak ya! Sadece ona şaşkın bir yüz ifadesiyle bakarak hiçbir şey demedim. Bazen onu değiştirmek istediğimi bilmiyor sanırım diye düşünmeden edemiyordum.

    İşte tam da beklemediği gibi her şey sapa sarmaya başlamıştı bile. Kimdi bu kızlar şimdi? Ve tahmin ettiği gibi de Shane onlara selam vermişti. Hatta kızın adını da biliyordu. Gel de sinir olma şimdi. Ne demek oluyordu şimdi ‘ Onu en son bıraktığından beri mi? ’ demek. Ne saçmalıyordu bu kız? Ya da ne ima etmek istiyordu? Onlara sadece şaşkın bir şekilde bakıyordum ve o kız gidince ona neler yapacağımı iyi biliyordum. Shane hala sinir olduğum hareketleri yapmakta ısrarcıyken hiçbir şey demeden sinirli bir şekilde elime bardağımı aldım ve bir yudumda içtim. Biraz boğazı yakmıştı ama umurumda bile değildi. Kız birkaç dakika sonra sinirli bir şekilde gittikten sonra Shane bana bakmaya başladı. Sinirli olduğumu anlamıştı şüphesiz. Önemli biri değil? Ona aldırma? Nasıl ya? Daha fazla dayanamayarak patlama vermiştim bile. ‘’ Ne demek istiyorsun Shane? O kızın ve senin sarf ettiğin sözlerden hiçte öyle görünmüyordu. Bana anlatacağın bir şeyler yok mu? Bilmek istiyorum. Hakkım değil mi? ‘’ diyerek kaşlarımı çatarak ona bakmaya başladım. Bir yandan da bacak bacak üstüne atarak bardağımın dolmasını rica ettim. Bu kadarı beni çarpabilirdi ama umurumda bile değildi.

    Shane'in sözlerinin ardından kendimi çok mahcup olmuş hissediyordum. Shane'in anlattıklarını tamamen unutmuştum ve şuan çok utanıyordum ama onun da öyle yapması gerekmezdi. Benim ne kadar hassas olduğumu da biliyordu. Ama yine de kendimi kötü hissetmiştim. Utanıyordum. Ona haksızlık yaptığım için utanıyordum. Yüzümün kızardığını hissettim ve karanlığa merhamet ettim. Kafamı hafifçe öne eğdim. Ne diyeceğimi bilmiyordum ama bir şeyler söylemeliydim. Kendimi affettirmeliydim. Çünkü Shane'in sesi oldukça sinirli gelmişti. Bu söylediklerimden sonra çok kötü görünüyordu gerçekten ve benim konuşmam iyice zorlaşmaya başlamıştı. Hala ne diyeceğimi bilmiyordum. Shane'in sinirden sigara yakmasına bile bir şey demeye hakkım yoktu. Çünkü her şey için haksız durumdaydım. Ve bu çok kötü bir şeydi. Ama bana bir şey yapacağını sanmıyordum. Çünkü beni seviyordu. Tabii bende onu… Sigarayı da zaten kendini yatıştırmak ve daha fazla kırıcı konuşmamak için yakmıştı. Aniden elime sıcak bir el dokundu ve Shane'in kalbine götürdü. O anda avuçlarımın içi terlemeye kalbim deli gibi çarpmaya başlamıştı. O an söylediği sözler karşısında daha da heyecanlanmıştım ve çok hoşuma gitmişti. Şimdi yüzüm kıpkırmızı olmuştu. Bu huyuma çok sinir oluyordum. Ama aldırmadan yavaşça adamın gözlerinin içine bakmaya başladım ve küçük bir tebessüm ettim. Bu tebessümüm kesinlikle çok içtendi. Bu davranışları iyice kendimi kötü hissetmeme neden oluyordu. İyice utanmıştım ondan yüzüm alev alev yanıyordu. Ve bu hiçte hoşuma gitmiyordu. Değişmek ile ilgili aldığım cevap tam da istediğim gibiydi. Kendimi affettirmek için konuşmaya başlayacaktım ki aniden dona kaldım.

    Shane'den ilk defa bu lafı duymuştum ve kendime gelmem biraz zaman aldı. Ve oldukça da şaşırmıştım. Aslında şaşırmamalıydım. Zaten onun beni sevdiğini biliyordum ama nedense şaşırmıştım işte. Her halde hiç seni seviyorum demediğinden de olabilirdi. Ama öyle çok hoşuma gitmişti ki. Bir kaç dakika sonra içime istemsizce suçluluk duygusu yerleşmişti. Az önce söylediğim şeyler için çok kötü hissediyordum kendimi. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Ama bir şeyler söylemeye ihtiyacım vardı. Çünkü bir daha böyle olsun istemiyordum. Konuşmak için kendimi toparlamaya başladım. Ne söyleyeceğimi hiç bilmiyordum. Bu gerçekten çok zor olacaktı ama dudaklarımdan çıkan kelimeler kendimi affetme cümlelerine dönmüştü sanırım. ‘’ Üzgünüm Shane. Böyle davranmak istememiştim ama ne yapayım kıskanıyorum seni. Biliyorum sen çok iyi bir insansın. Böyle davrandığım için affet beni. Bir daha olmayacak söz veriyorum. Evet biliyorum. Üzgünüm gerçekten her şey için. Ve bende seni öyle çok seviyorum ki. Bu davranışlarım için beni affedeceksin değil mi tatlım? ‘’ diyerek gülümsedim. Beni affetmesini umuyordum. Birkaç dakika düşündükten sonra kendimi nasıl affettireceğimi biliyordum. Daha önce hiç yapmadığım şeyi yapacaktım. Viski bardağımın son damlasını içtikten sonra hafifte olsa başım dönmeye başlamıştı ama aldırmadım. Hatta orada olan insanlara bile aldırmayarak Shane'in yanına gittim. Yüzüme o tatlı gülümsememi yerleştirerek kucağına oturdum. Ne yapacağımı biliyor olmalıydı. Fazla beklemeden dudaklarımı dudaklarına yapıştım. Bu harika bir şeydi. Hele de insanın sevdiği biriyle yapması çok güzeldi. Şimdi beni affetmemesi için bir neden yoktu değil mi?

    Bir elini belime, diğer eliyle de elimi sımsıkı tutuyordu. Bu öyle çok hoşuma gitmişti ki. Dudaklarını birkaç dakika sonra ayırdıktan sonra bu çok hoşuna gitmiş olmalı ki kulağıma bazı sözler fısıldadı. Evet, aslında şuan birlikte olmanın zamanı değildi ve Shane beni kucağından indirirken yanağıma masum bir öpücük kondurdu. Shane birlikte olmak istiyor olabilirdi ama şuan benim için hiç iyi olmayabilirdi. Bardağımı elime aldım ve yudumlamaya başladım. Saat iyice ilerlemeye başlamıştı ve pistteki insanlar aynı kalabalıkta dans etmeye devam ediyorlardı. Onlar için şuan saatin önemi yoktu ama benim çok geç kalmamam gerekiyordu çünkü evde kardeşlerim olduğu için merak edebilirlerdi. Ama Shane yanımda ve merak edilecek pek bir şey yok. Shane yine sigarasını yakarken beni affettiğini belirten cümleler fısıldıyordu. Ama yüzü hafiften bozulmuştu Shane'in. Sanki göz bebekleri küçülmeye başlamıştı ve yüzü bembeyaz olmuştu. Bu hiçte hayra alamet değildi. Neler oluyordu şimdi durduk yere? Genç adamın yüzüne bakarken neler olduğunu anlamaya çalışıyordum. Kendini çok kötü hissediyor gibi görünüyordu ve merak etmeye başlamıştım. Shane kafasını öne eğmişti ve bende elimi çenesine doğru getirerek kafasını hafifçe havaya kaldırdım. Yüzünü daha rahat görebilmek için. ‘’ Neyin var tatlım? Birden rengin soldu. ‘’ diyerek elimi Shane’in yüzünde gezdirmeye başladım. Yüzü de buz gibiydi. Hiç iyi görünmüyordu. Shane biraz tedirgin olsa da daha sonra neden böyle olduğunu söyledi. ‘’ Bak Bless, bir bağımlılığı hemen kesemezsin. Sana da söylediğim gibi en son ne zaman uyuşturucu kullandığımı hatırlamıyorum. ‘’ dedi. Evet, ilk tanıştığımız zaman birbirimizi iyice tanımak için her şeyimizi söylemiştik ve Shane de uyuşturucu kullandığını söylemişti. Ama ben onunla ilgili her şeyi değiştirmek istesem de demek ki bu huyunu değiştiremeyecektim. Aslında gerçekten zor bir durumdu onu da anlamaya çalışıyordum. Ama onun iyi olması için elimden gelen her şeyi yapmak istiyordum ve onun da şuan içmesine izin verecektim. Böyle olmasını tabii ki istemiyordum hiçbir zaman. Şimdi olmasa da daha sonra uyuşturucuyu bırakması için yardımcı olacaktım. Ama şimdi onun iyi olması gerekiyordu. Shane’in bir şey demesine kalmadan olanları anlamıştım ve daha fazla beklemeden konuşmaya başladım. ‘’ Sanırım bu durumunda uyuşturucu kullanmamanın belirtileri değil mi? ‘’ diyerek genç adamın gözlerinin içine bakmaya başladım. O ise mahcup bir şekilde başını sallamıştı. ‘’ Tamam. Şuan yanındaysa gidip alabilirsin ama sadece bir kere. Bunu şuan iyi olman için yapıyorum. Yarından itibaren bırakman için elinden geleni yapacağız tamam mı Shane? ‘’ dedim. Bu laneti bırakması için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırdım. Tabi Shane’in de yardımcı olması gerekiyordu. Genç adam başını sallayarak yüzümü ellerinin arasına aldı ve yanaklarımı öptü. Bu çok hoşuma gitmişti. Bende gülümseyerek bardan çıkışını izledim o arada da viskimi yudumluyordum.

    Bardağımdaki viskinin bittiğini anlayınca barmene doğru döndüm ve bir bardak daha viski istedim. O sırada tanımadığım bir sesin bana doğru seslendiğini duyunca sesin geldiği yöne doğru kafamı çevirmedim. Çünkü adamın sözleri hiçte iç açıcı değildi. Rahatsız ediciydi. ‘’ Hey baksana! Senin gibi bir fıstığın bu saatte yalnız kalması ne büyük bir şanssızlık öyle değil mi? Ne tesadüf bende yalnızım yanıma gelmek ister misin bebek? ‘’ dedi ve kahkahayı patlattı. Bu adam kesinlikle sarhoştu ve benden faydalanmak istiyordu. Her halde az önce yanımda olan Shane’i görmemişti. İçimden adeta o adam için lanetler okuyordum ama tek bir söz bile söylemedim. Sadece duymazlıktan geliyordum. Viski bardağımı alarak bar çıkışına doğru döndüm ve pisttekileri izlemeye başladım. ‘ Neredesin Shane? ’ diye içimden geçirmeden edemiyordum çünkü adam zil zurna sarhoştu ve şuan tek başıma bana neler yapabileceğini aklımdan bile geçirmek istemiyordum. Aniden tekrardan adamın sesini kulağımın dibinde hissettiğimde irkildim. Çünkü adam tam yanımda oturuyordu ve parmaklarını da kollarımın üzerinde gezdiriyordu. Tüylerim diken diken olmuştu. ‘’ Beni duymadın galiba bebek. Bu gece benimle olmak istemez misin? Sana unutamayacağın bir gece yaşatabilirim. Ne dersin güzelim? ‘’ derken adam iyice içime doğru sokuluyordu. O kadar rahatsız olmuştum ki ondan kurtulmak için kollarımı silkelemeye çalıştım ama başaramamıştım. Utanmasa beni öpecekti. ‘’ Git başımdan seni pislik! ‘’ diyerek adamın elinden güçlükle kurtuldum. Nihayet o sırada da Shane çıka gelmişti. O an onu orada görünce o kadar sevinmiştim ki anlatamam. Shane adamı beni rahat bırakması için tehdit ederken yüzünde oldukça öfkeli bir bakış vardı. Tabii bir de uyuşturucu çekmesinin verdiği sersemlik. Ama adam Shane’i anlamamış olsa gerek hala saçmalıyordu. Ben ise Shane’in kolunu sımsıkı tutuyordum. Orada kavga olsun istemediğim için Shane’in kolundan çekiştirmek istesem de başaramadım. Shane beni aldırmayarak adama güldü ve tekrardan alaycı ses tonuyla konuştuktan sonra adamın yüzüne okkalı bir yumruk yerleştirmişti. Adam sersemleyerek yere yığıldı. Ben ise şok içindeydim. Shane'in böyle bir şey yapacağını hiç ummuyordum. Şaşırmıştım. Ben adamın yerde yatan bedenine şaşırmış bir şekilde bakarken Shane benden özür dilerek elini belime attı ve oradan uzaklaştırdı. Ama orta da özür dilenecek bir şey yoktu ki. Evet, beni yalnız bırakmaması gerekiyordu ama olmuştu bir kere artık önemli değildi. Bardan çıktıktan sonra yüzümde kocaman bir gülümseme oluşmuştu. Bu hareketi beni etkilemişti doğrusu. Bu sayede beni sahiplendiğini hissedebiliyordum. Bardan çıktıktan sonra genç adamın yanağına masum bir öpücük kondururken ‘’ Teşekkürler bir tanem. ‘’ dedim ve gülümseyerek elimi Shane’in eline kenetledim. Shane’in de yüzünde kocaman bir gülümseme oluşmuştu. Şimdi gece bittiğine göre evlere dağılmanın zamanı gelmişti değil mi? Ama bildiğim tek şey vardı. O da bu geceyi asla unutmayacaktım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Usta
Usta
Usta


Mesaj Sayısı : 44
En Belirgin Özellik : Puan veririrm
Kayıt tarihi : 23/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
50/100  (50/100)

MesajKonu: Geri: Valarie*   Çarş. Nis. 06, 2011 3:39 pm

Anlatım: 19/25
İmla:11/15
Görünüm: 6/10

Büyücü Gücü: 36 Puan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Valarie*
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: RPG MERKEZİ :: Büyücü Gücü-
Buraya geçin: