Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 K.R.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Kathleen Rogers
Snowflake Hanı Sahibesi
Snowflake Hanı Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kan Durumu : Safkan
Kayıt tarihi : 19/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Yarı veela
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
40/100  (40/100)

MesajKonu: K.R.   Çarş. Nis. 06, 2011 6:06 pm

Ufak molalarının ardından yollarına devam ettiler. Buluşma yerine az kalmıştı. Gece yavaş yavaş çekildi ve kırmızı gökyüzü yeni bir günü müjdeledi. Yolculuklarının Anduin kıyısı boyunca yaptıkları bu kısmından büyük zevk almıştı kolcu. Kıyıya en yakın at süren de oydu. Aklına Rhun'un kavurucu günleri geldi. Anıları arasında en yenileri onlar olduğu için mi? Yoksa en unutulmazları olduğu için miydi bu?

Fearlon'la yaşadığı tuhaf konuşmanın üzerinden çok geçmeden o gergin hava dağılmıştı. Zaten asla uzun süre devam etmezdi. Bir insan ömrüne yakın zaman boyunca süregelmiş bir dostluk, sevgi, kardeşlik, bağlılık... Belki de bu yüzden Erulissê onları hiç terk etmemiş gibi davranabiliyorlardı.
Buluşma yerine geldiklerini fark edemeyecek kadar dalgın olduğundan Rhiam'ın onu uyarması gerekti. Uygun bir yer bulup konaklamak için hazırlandılar. Xurill'in akşamüstüne doğru ancak yetişebileceğini tahmin ediyorlardı Ancak Erulissê içten içe emindi ki, adam onca yolu aşmak için bacaklarına güvenmeyecekti. Bir yerden at aşırabilirdi. Evet, bunu hiç zorlanmadan yapardı, gözünü bile kırpmadan.

Ufak bir ateş yakıp sabahın ayazından korundular. Lorien'den yanlarına verilen erzakları kullanarak hafif bir kahvaltı yaptılar. Dostlarına Ayrıkvadi'yi yuvasını ve babasını sordu. O gittiğinden bu yana pek birşey değişmemişti. Asıl anlatacakları olan kendisiydi. Bu yüzden hepsi onu dinlemeye hazır, sorularını yönelttiler. En başından başladı anlatmaya. Sırasını hatırlayabildiği kadarıyla gittiği yerleri, başına gelen ilginç olayları anlattı. Hafızasında iz bırakan dostlarını andı bir bir. Düşmanlarını da. Oralarda hayatını idame ettirebilmek için çalıştığı yerleri, yaptığı işleri de unutmadı. Yeteneklerinin kısa süre öncesine kadar nasıl da yitip gittiğini duyduklarında inanmadılar. Çoğu zaman deli gibi gülüyorlardı. Paha biçilmez güzellikteki bir ülkede, harika elfler arasında bir kolcu olmaktansa nelerin tercih edilebildiğini görmek şaşırtıyordu onları. "Bir yanın hala insan senin Liss!" dedi Rhiam.

"Bir yanım mı? Bana baktığında ne görüyorsun, Eru aşkına?" dedi ve haylazlık yapmak üzere bir araya gelen çocuklar gibi kıkırdadılar sohbetleri boyunca. Aislin ise kolcunun kıyafetine kafayı takmış durumdaydı. Aynı pelerinden bir tane de kendisine yapmasını istedi. Erulissê'nin tebessümü küçük ama kocaman yürekli bir çocuğun anısıyla yavaşça yok oldu. Tobars gibi o da emin ellerdeydi; üzülecek birşey yoktu!

Zaman geçirmek için yürüyüşe çıktılar, silahlarıyla egzersiz yaptılar, öğle yemeği yediler. Vakit iyice geç oldu. Bekledikleri an gelmişti ancak Erulissê daha saatler önce yolunu gözlemeye başlamıştı Xurill'in. Diğerleri çok sakindi. Yorulmuş olabileceğini ve dinlenme saatlerini de hesaba katması gerektiğini hatırlatıp duruyorlardı. "Saatler önce burada olmalıydı. Onu tanırım." derken kararlılıkla Rbalm'ın çalılıklara geçirilmiş dizginlerini sökmeye başlamıştı bile. İtirazlara aldırmadı. "Bir-iki saat uzaklıktaki yolları araştıracağım. Gece çökmeden geri dönmüş olurum, merak etmeyin. Ben yokken dönerse, ben gelene kadar dinlenir. Şafakta da yola çıkarız." diyerek atına atladı. Fearlon onunla gitmeyi teklif etti dördüncü kez. Sonunda zorlukla kabul etti.

Onu bekledikleri yöne doğru yaptıkları yolculukları oldukça sessiz başladı. Keskin kulaklar en ufak bir ses, gözler ise yumuşak toprakta görünebilecek ayak izi için dikkat kesilmişti. Erulissê daha çok toynak izi arıyordu aslında. İki saatten biraz fazlaydı; Fearlon artık geri dönmeleri gerektiğini söyledi. Gönülsüzce başını salladı. Ya geç kalacaktı ya da çoktan kamp yerinde varmıştı. Başka bir ihtimali düşünmeye kalkışmadı bile.

Atların biraz soluklanması için nehir kenarında oturdular. Güneş batarken ortalığın karanlığa doğru yavaşça yenik düşüşünü izlediler. Hoş bir andı. Başını yana çevirdiğinde genç kolcunun bakışlarıyla karşılaştı. Bu kez rahatsız edici sözler yoktu. Erulissê'ye biraz daha yaklaşıp elini saçlarında gezdirdi: "Artık yarım değilim Liss. Artık tamamım, burdasın. Müsaade edilseydi daha önce düşerdim peşine. Bu tuhaf yaşantına ortak olur, seninle seyahat ederdim."

Erulissê sözünü kesti: "Hayır. Kötü anlamda söylemiyorum ama senin ruhun özgür değil. Benim gibi değilsin, kurulu düzen seversin. Bense hep dışarıda ne var, onu ararım. Demek istediğimi anlıyor musun?" deyip güldü ona beceriksizce.

Genç adam da ona aynı samimiyetle gülümseyip başını sallayarak onayladı. "Seni sen yapan da bu. Ve ben buna bayılıyorum." derken Erulissê'yi öpmek üzere dudaklarına uzandı. Onları engelleyen şey duydukları kişneme sesi oldu. Çok uzaktan geliyordu.

O yöne doğru sessizce ilerlediler. Başı boş gezinip duran atı görür görmez tanıdı kolcu ve ufak bir çığlık kopardı. Xurill biraz ileride bir ağacın dibine uzanmıştı. Sevinçle yanına gitti. Yaklaşınca gömleğinin yan tarafındaki iri kırmızı lekeyi farketti. Şok içinde dizlerinin üzerine yığılırken, Fearlon aceleyle adamın başına gitti. Kolcu da kendini zorlukla toparlayıp yanına doğru süründü.

"Yarası biraz derin. Eşyalarıma ulaşana kadar dayanmasını umalım."

"Biliyordum! Kötü birşey olduğunu biliyordum. Yüce Eru, yardım et!" Yol boyunca onu kontrol edip durdu. Fearlon onu eyerinde dikkatle taşıyordu. Acele hareket ediyor oluşları Xurill'i hırpalıyordu.

Geldiklerinden daha kısa sürede vardılar kamp yerine. Bir anda ortalık karıştı ama çabuk toparlandılar. El birliğiyle hareket ediyorlardı. Adamı yaralayan kılıcı dikkatle incelediler. Nihayet hangi bitkinin ve özün kullanılmasının daha doğru olacağına karar verebildiklerinde işe koyuldular. Erulissê şifa konusunda pek bilgili sayılmazdı. Bilse de o an bir işe yaramazdı. Onu daima birşeyler bulup getirmesi için başlarından yolluyorlardı.

Diğerleri dinlenirken başında o bekledi. Elinde matarası, aralıklarla adamın yüzünü ve boynunu ıslatıyor, su damlatıyordu ağzına. Aislin, ateşinin çıkacağını söylemişti. Sahiden de sabaha kadar ateş içinde titreyip,kıvranıp durdu.

Yorgun düşen kolcunun başı en sonunda önüne düşmüş, gözleri kapanmıştı Xurill'in yanı başında otururken. Diğerleri gibi kendisi de sızmıştı. Yalnızca Lareth nöbetteydi. Xurill'in gırtlağından gelen boğuk öksürüklere sıçradı. Gözlerini yarı aralarken öksürükle sarsılıyordu. Canının yandığı her halinden belliydi. Memnuniyetle doğrulup adamın başını kaldırıp dizlerine yatırdı.

"Günaydın, Düzenbaz! Yine tüm dikkati üzerinde toplamayı başardın,ha ?" diye fısıldadı çarpık gülümsemesiyle. Sözleriyle çelişir bir nezaketle elini adamın alnında gezdirip saçlarını geri itti. Ateşi düşmüştü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Usta
Usta
Usta


Mesaj Sayısı : 44
En Belirgin Özellik : Puan veririrm
Kayıt tarihi : 23/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
50/100  (50/100)

MesajKonu: Geri: K.R.   Çarş. Nis. 06, 2011 7:47 pm

Anlatım: 22/25
İmla: 12/15
Görünüm: 6/10

Büyücü Gücü: 40 Puan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
K.R.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: RPG MERKEZİ :: Büyücü Gücü-
Buraya geçin: