Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 VAMPİR KURGUSU

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Thierry Neuvic
Lord Jules & III. Sınıf
Lord Jules & III. Sınıf
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 104
Yaş : 30
En Belirgin Özellik : Kinci
Kan Durumu : Bulanık
Gerçek Ad : Kerim
Kayıt tarihi : 13/10/10

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek: Metamorfmagus
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
50/100  (50/100)

MesajKonu: VAMPİR KURGUSU   Ptsi Nis. 25, 2011 11:39 pm

BÖLÜM BİR: YARADILIŞ

Tanrıya bakıyordu Caine yaptığı şeyin yarattığı pişmanlık içinde kaybolmuş, gözünü büyüyen hırsın karanlığı arasından. Yaptığı şeyin basit olduğunu düşünüyordu, bu kadar gazabın nedenini direkt Tanrı'ya soruyordu yüzsüzce. Üzgündü Tanrı; böyle bir kulu neden var ettim? Olacakları bile bile neden izin verdim? Büyük bir hata ettim, evet; insanların kaderini kendi ellerine feda ettim. İç hesaplaşmaların yarattığı gölge, aydınlığına bir leke gibi yapışmıştı kullarına dert saçarak "Sen benim verdiğim canı aldın!" diye kükremişti ulu ses. Caine, "Bunu bana yaptıran sensin. İstediğini yaptım. Nefsim değil şeytanım, sensin!".

Bu cüret fazlaydı artık; yüz çevirmişti Tanrı kuluna ve onu hapsetmişti azaba. Caine kaybettiği ışıkla gömülmüştü karanlığa, yolundan şaşarak. Gömüldükçe artmıştı hırsı ve kibri. Kızgınlığı sadece Tanrı'yaydı sanki. Ona ihtiyacı yoktu ve bunu kanıtlayacaktı. Ona göre yolunu kaybetmemiş, gözünü açmıştı. Bu kadar fazlaydı kibri ve bu kadar güçlüydü inadı. Tanrı büyük ve uluydu lakin. Esirgeyen ve affedendi. Ne kadar büyük olsa da günah, içi acımıştı kuluna ve affetmek için hazırdı. Cebrail'i, en hürmetli meleğini yollamıştı Caine'e: "Tövbe et! Rabbim hazır affetmeye, onun için secd et yeniden!" demişti kabullenememiş bir tonla. Caine gözünü karartmıştı ya bir kere, kibirle bir daha yolundan dönmüyordu: "İhtiyacım yok ona.".

Cebrail sinirle bakmıştı yüzüne; "O zaman yaşadığın karanlığın sabahını göremeyeceksin." demişti sakinliğini ve büyüklüğünü göstererek. Tanrı ona gelen cevapla lanetlemişti Caine'i; sadece azap için değildi karanlık, onun için artık gün yoktu ve sonsuz bir gece kucak açmıştı Caine'e. Giderken "Güneşin var olduğunu bilecek, onu ancak acıyla hissedeceksin. Sen en büyük acıları hak ediyorsun." demişti Cebrail.

Böylelikle teni mühürlenmişti güneşe, ateşten daha çok yakar olmuş, yer kürede cehennemi yaşar olmuştu Caine. Düşmüş bir savaşçı gibiydi. Pes etmeyen ve itaat etmeyen. Yine de Tanrı'nın enginliği sonsuzdu. Affetmek kolaydı onun için, affedilmeyi hak edene. Yine yollamıştı Caine'e bir meleğini daha; Mikail inmişti yeryüzüne ve hiç gülmeyen mizacıyla seslenmişti Caine'e: "Tanrı'm seni bir kere daha affetti, onun affına sığın ve secd et." demişti. Kendinden hiçbir taviz vermeyen, gün yüzü görmemiş Caine bir kez daha karşı çıkar: "Onun affına ihtiyacım yok."

"Sen tüm bunları hak ediyorsun. Madem Rabbime secde etmiyorsun, sen insan olmayı hak etmiyorsun. Bundan sonra sana yasak yeryüzünün nimetleri, bir tek kan giderir senin açlığını." demişti ciddiyet ve kızgınlıkla. Tanrı bir aksi cevaba daha hiddetlenirken lanetlemişti yeniden Caine'i. Mikail'in dediği gibi, yiyemez olmuştu yemekleri. İstediği tek şey kan olmuş, hırsı kırmızıyla renklenmişti.

Üçüncü meleği karşısında bulunca çok şaşırmamıştı Caine. Karşısında duran İsrafil'e bakıyordu, burnu havada. İsrafil Tanrı'nın ona verdiği görev uğruna inmişti yeryüzüne, geçmişti Caine'in karşısına. Görevinden olsa gerek, en sakin ve sabırlısıydı Caine'in karşısında: "Rabbim seni affetmeye hazır, nefsine sahip çık ve secd et!" demişti azizliğini hissettirerek. Caine hala bildiği yoldan sapmamış, içinde yatan kibrin merkezindeki pişmanlığı yok edemediği için yine reddetmiştir: "Nefs Tanrı'nın vergisidir. Kabahat benim değil, O'nundur." demişti sinirle.

İsrafil sakinliğini sürdürerek; "Nefsin seni yönettiği sürece durmayacak kalbin. Ben sûr'a üfleyene kadar sürecek gazabın. Yine de kararlı mısın?". Gelen net cevapla İsrafil; "Kıyamet senin ölümündür ancak." diyerek Tanrı'nın huzuruna geri dönmüştür. Tanrı bir kez daha gücünü kullanmış, gazabını esirgememişti Caine'den.

Yine de biliyordu Tanrı; Caine'in karşı çıkışı ona değil, kendisineydi. Pişmanlık kalbini tüm bu lanetlerden daha çok yakıyordu. Son bir şans vermedi Caine'e, onu direkt affetti. Dördüncü meleğini yolladı Tanrı, Azrail öldürmek için gelmemişti bu sefer. "Tanrı ve Abel'dan haberim var. İkisi de seni affediyor. Gün yüzüne çıkmak ister misin?" dedi Azrail soğukkanlı bir sesle. Ama lanetlerinin gücüyle kendine pay çıkarmayı bilen Caine bu affedilişi umursamadı. Lilith'in eşliğinde kendini geliştirip hırsla yoğururken kendi gibi bireylere ihtiyaç duydu. Kana susamaları ve laneti taşımaları için üç kişiyi ısırarak dönüştürmüştü. Hata yaptığını en yakınlarından olan o üç kişinin on üç kişiyi dönüştürdüğünü öğrendiğinde anlayan Caine, yasak etmişti o türlü üremeyi. Kendi gibi olanları toplayıp insanlardan uzak bir yere köy kuran Caine ve on altı lanetli kandan olanlar, git gide kendi aralarında üreyerek çoğalmışlardı. Caine ve on altı kişiden çoğalan vampir halkı Orta Çağ'a kadar bir kafile şeklinde yaşarken güçlerini fark edip taşkınlık yapmaya başlamışlardı. Ulu orta avlanmaya başlayan vampirler, başıbozukluk yapınca bilinen vampir avları ortaya çıkmış ve kilise ayaklanmıştır. Bu dönemde dönüştürdüğü üç kişiyi de alıp ortadan kaybolan Caine uzun yıllar bir daha görülmemiş, vampir avlarıyla soyu tükenmeye yüz tutmuştur. İlk dönüştürülen on üç kişi duruma düzen getirmek için bir konsey oluşturmuş ve diğerleri üzerinde otorite kurabilmek adına kendi soyuna katliamda bulunmuştur. Timsali bu afarozların sonucu beklentileri karşılamış, on üç köy kurularak vampirler belli bir konseye bağlı kalmak ve oranın verdiği emirler doğrultusunda hayatını sürdürme konusunda bir ayin eşliğinde yemin içmişlerdir.

Kimi vampirler bu on üç kişinin kurduğu konseye bağlı kalırken kimileri de bağımsız, sürgün bir yaşam sürdürmeyi kabullenerek konsey vampirlerinden kaçmıştır.

Dipnot: Varolan vampir yaratılış destanından uyarlamadır.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
VAMPİR KURGUSU
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: ANA KURGU-
Buraya geçin: