Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 Deathen

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Angeira Deathen
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 4
Kayıt tarihi : 08/05/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
43/100  (43/100)

MesajKonu: Deathen   Paz Mayıs 08, 2011 9:09 pm

"Bitirmek mi? Tabiki hayır... " deyip asılan yüzüne bir düşünce yerleştirdi. Uyanık bir ifade ve kısık gözlerle babasının yüzüne bakarak "Bunu bilerek yapıyorsun, takıntılı olduğumu biliyorsun ve özellikle bırakalım diyorsun. Çünkü yapmayacağımı ve inat edeceğimi biliyorsun." demişti ketum bir sesle. burnu havada bir şekilde kollarını göğsünde bağlayarak biraz durduktan sonra "Evet, haklısın bırakmıcam bunun peşini..." demişti her şeyi elde eden bir prenses edasıyla. Bağladığı kollarını çözerek asasını parmakları arasında çevirmeye başladı. Anı, çok güçlü mutlu bir anı... Düşününce tüm anıları zihninden siliniyor gibiydi, tam bir şeyler yakalayacakken yok oluyor uzaklaşıyor gibiydi. Daha sakin düşünmeye çalıştı, acele ettikçe telaşa kapılıyordu. Birkaç adım attı yavaşça otların arasında, gözlerini kapayarak yürümeye devam etti yavaşça. Gözü kapalı boşluğa doğru yürümek bir an huzur verdi ona. Önünde hiç engel olmadan yürümek, rüzgar yüzüne okşayıp burnuna çiçek kokularını taşırken... Işığın varlığından haberdar olup gözlerin kapalı olsa da onu hissetmek ve yürümek... Muhteşemdi. Sanki gökyüzünde, bulutların üzerinde, kirli yeryzünden çok uzaktaydı. Boşlukta... hissizliğin ortasındaydı. Kollarını iki yana açan genç cadı minik adımlar atmaya devam etti. Başını yukarı kaldırarak orada olduğuna emin olduğu güneşe baktı. Yarım bir şekilde döndü arkada bıraktığı babasına doğru ve gülümseyerek "Sanırım pek zor olmasa gerek." dedi mutlulukla. Tekrar gözlerini kapayıp kendini gökyüzünde hissetmeye çalıştı ve etrafında tüm sevdiklerini canlandırmaya. Bütün hepsi, kaybettikleri vekazandıkları... hepsi. Sanki onun için bir kutlama vardı gökyüzünde ve her bir yıldız onun bir sevdiği olmuştu. Asasını kaldırırken bunu sanki yapmıyordu bile, o gökyüzünde yaşıyordu ve yeryüzü yoktu onun için o an. Asasını karşıya uzatarak "Cennet gibi... " demişti hayalinin etkisinde kalarak ama sonra yapması gerekeni hatırladığında net bir sesle haykırdı boşluğa doğru; "Expecto Patronum..!"

Gözlerini açmamıştı ama asasını sıkıca kavramak zorunda kalmıştı. Daha doğrusu öyle hissetmişti, değişik bir bağ ile bağlanmışlardı sanki. Kendini hem çok iyi hem çok güçsüz hissediyordu Elizabeth. Yine de inmek istemiyordu gökyüzünden, hep orada kalmak istiyordu. Bunu yapamaz mıydı? Geri dönmese nolurdu ki? Hiçbir şey kaybetmezdi ve aksine çok kazancı olurdu. Tüm kaybettiği hayatlar buradaydı işte. Ailesi ona gülümseyerek bakıyorlardı. Huzurluydu, gerçekten mutlulukla gülümsüyordu. O kadar huzurluydu ki boş ve hafiflemiş hissediyordu bedenini. Sadece mutluluk ve beyaz vardı. Tertemiz sonsuz bir hayat. Cennet böyle mi etkiliyordu insanı? çok cezbedici olduğu kesindi ama. Bırakıp gidesi gelmiyordu insanın. Heleki yaşamı acınası olan Elizabeth'in. Hiçbir şey hissetmiyordu, gözündeki yaşları bile hissetmemişti. Çok yorulduğunu farketti genç cadı, şimdiye kadar onu hayat çok yormuştu; bedeninin rahatlamasından bunu anlıyordu. Boşluk.. Tüm var olan bu; olmayan bir şey... Tıpkı yaşadığı rüya gibi. Aslında böyle bir şeyin olmadığını biliyordu ama mutluydu yine de. Rüyaysa da uyanmak istemiyordu; "Bırakın uyuyayım.." demişti yalvarırcasına... Kulağında bir ses vardı; erkek sesi, ona sesleniyordu devamlı. Etrafına bakındı ama kimse yoktu, sesin sahibini bulamıyordu. Kaybolmuş hissine kapıldı bir an ve yüzüne düşen gölgeyi hissetti. Başında da bir acı vardı. Gözlerini açmak istemiyordu, tekrarladı yalvarırcasına; "Bırakın uyuyayım.."


Babasının yumuşak tokatları onu gözünü açmaya zorlamıştı ve birden tüm zaman ve mekan birbirine girmişti Elizabeth için. Biraz önce cennetteydi, şimdi neresiydi burası böyle. Berrak güneş gözlerini kamaştırıyor, onları açık tutmakta zorlanıyordu Lizz. Her şey pusluydu ve devamlı dönüyor gibi geliyordu ona. Gözlerini sıkıca yumup tekrar açtı ve ona eğilmiş bakan yüzün kime ait olduğunu düşünerek "Nerdeyim ben.." diye sordu usulca. Babasının yüzünü tanırken bilinci yavaş yavaş yerine oturuyordu ki dönen her şey durmuştu ve artık biraz daha nettiler. Neden yerde yattığına anlam yüklemeye çalışarak babasına baktı ve "Ne oldu, neden buradayız baba.." diye sormuştu. Bu yerden taşınmışlardı ve neden şimdi buradalardı? He, evet büyü dersleri.. diye düşündü kendi kendine ve doğrulmaya çabaladı babasının endişeli bakışları altında. Ayağa kalkınca yer altından kayacakmış gibi oldu bir an ama toparladı sonra. Merakla ve yorgun bir şekilde karşısında duran babasına baktı ve ondan destek alarak ayakta durmaya devam etti. Konuşabileceğini anladığı anda "Tam olarak ne yaptım ben?" diye sordu ve ardından ekledi. "Kendimi bir fıçı bira içmiş gibi hissediyorum.." dedi sallanarak hafifçe.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Usta
Usta
Usta


Mesaj Sayısı : 44
En Belirgin Özellik : Puan veririrm
Kayıt tarihi : 23/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
50/100  (50/100)

MesajKonu: Geri: Deathen   Paz Mayıs 08, 2011 9:41 pm

Anlatım: 23/25
İmla: 10/15
Görünüm: 10/10

Toplam: 43 Puan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Deathen
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: RPG MERKEZİ :: Büyücü Gücü-
Buraya geçin: