Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 Carmelita.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Carmelita D'alora
Lady Ahern & III. Sınıf
Lady Ahern & III. Sınıf


Kadın
Mesaj Sayısı : 3
Yaş : 22
Gerçek Ad : Ece.
Kayıt tarihi : 08/06/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
45/100  (45/100)

MesajKonu: Carmelita.   Çarş. Haz. 08, 2011 3:17 pm

*Carmelita D'alora.

• Tutte le strade portano a Roma.
- Bütün yollar Roma'ya çıkar.

Roma'nın loş sokakları geceye teslim olmuş gibiydi. Lacivert pelerinini dalgalandıran rüzgâra eşlik ederek yürüyordu Lucrezia. Bu geceyi diğer gecelerden ayıran bir şeyler vardı. Onu, Napoli'deki sıcacık yatağından kaldırıp, şehrin kilometrelerce güneyine getiren özel bir güç. Lucrezia, gördüğü rüyalara anlam yüklemezdi hiçbir zaman. Ama bu rüya, küçümsenemezdi. Onu bazı şeyler Roma'ya, Katolik merkezinin tam ortasına çekiyordu. Lucrezia’yı bekleyen öyle bir şeydi ki adeta …’ mağazasında gördüğü o ihtişamlı kırmızı ayakkabıları dilediği gibi San Pietro Kilise’sinde onu yanına çağıran özel armağanı da delice ister olmuştu. Her adımında içindeki kıskançlık duygusunun da büyüdüğünü hissedebiliyordu. Kız, gereğinden fazla kıskançtı. Öyle bir kıskançlık ki yıllar öncesinde en yakın arkadaşının ölümüne neden olabilmişti. Cinayet işleyebilmişti. Hem de elini kana bulamasına bile gerek kalmadan. O, özel biriydi hem de çok özel…

Ne kadar süredir yürüdüğünü bilmiyordu. Dakikalar, belki de saatler geçmişti. Eklemlerini sızlatacak, acı dolu bir yürüyüş olmuştu hiç şüphesiz. Fakat San Pietro Kilise’sinin büyüleyici matemi tüm acılarına merhem olmuştu. Meydanda bulunan her insanın kendini önemsiz hissedeceği kadar heybetli kilise, içinde büyüyen günahları kapatmaya çabalıyordu. Fakat kilisenin mükemmel mimarisi günahlarını örtmeye yetmeyecekti. Bu gece her şey değişecek, kilise kendi içinde bir yıkıma uğrayacaktı. Sonucunda lanet kırılmış ve günahlar serbest kalmış olacaktı. Buna kim engel olabilecekti peki? Katolik babasının ruhu mu yoksa kendilerini Tanrı’ya adamış, hayatlarını sınırlandıran zayıf insanlar mı? O sırada kiliseden yükselen ilahi sesleri kulaklarını doldurdu. Bundan her zaman nefret etmişti. Babası deli gibi Tanrı hayranıyken, kendi kızına da yüce varlığın gücünü aşılamaya çalışmıştı her zaman. Ama şimdi görüldüğü üzere hiçbir şey babasının istediği gibi olmamıştı. Lucrezia gözlerini güç bürümüşken ne Tanrı ne de onun varlığını hissedebilirdi ki bunu da istemiyordu zaten.

Kiliseye girdiğinde bazı şeyler değişmiş gibiydi. Kilise insanlara huzur vermeliydi, korku değil. Belli ki bu büyük güce karşı koyamıyorlardı. Herkes inanan, inanmayan sonlarını beklemekten başka yapacak bir şey bulamıyordu. Zavallılar… Hepsi acınacak haldeydi. O an babasının ölmüş olduğuna gerçekten sevinebildi. Yaşlı ihtiyarın, bu anı görmesindense ölmeyi yeğleyeceğini biliyordu. Taş kesilmiş kalbi acıdan yoksundu. Babasının öldüğü gün koruduğu metanetini şimdi de koruyordu. Roma’daki kiliselerin her şekilde Tanrı’nın gücüyle sarıp sarmalandığı söylenirdi. Bu kiliselerde öyle bir mimari kullanılmıştır ki bu insanları Tanrı’nın olağanüstü gücüne inandırmaya itmiştir. Yağmur yağdığında açık kubbeden tek bir damla aşağıya düşmemesinin hikâyesi bu durumu yalanlamaya yetmiştir. Babası gibi bazı Tanrı taparlar ise onun gücünün bir göstergesi olduğuna inanmaya devam etmişlerse de Lucrezia bunu yetenekli mimarların zehir gibi akıllarının bir eseri olduğunu biliyordu.

Yol boyunca pelerinin cebinde taşıdığı parşömen parçası ağırlaşmaya başlamıştı. Belli ki o da kız kadar sabırsızdı. Rüyada gördüğü, kilisenin içinde bir yerlerdeki gücün büyüklüğünün göstergesiydi bu. Kızın bacakları da bedenini taşıyamaz hale gelmişti. Kilisenin soğuk taşları üzerinde kendine bir yer bulup dinlenebilirdi aslında ama onun daha iyi bir fikri vardı. Bu iş bittikten sonra güzel bir alışveriş yapacaktı. Böylece bu gecenin yorgunluğu uçup gitmiş olacaktı. Aslında onca güzel kıyafetinin içinde kendini hayal ettiğinde gerçekten de daha iyi hissetmişti kendini. Tam anlamıyla kilisenin mimarisini düşünmeyi bıraktığı anda rüyasında gördüğü lacivert, değişik figürlerle süslenmiş perde ilişmişti gözüne. Kalbi heyecandan göğüs kafesinde delice kanat çırparken o, her zaman elde etmek istediği güçle arasındaki bir perde açımlık mesafeyi hızla aşarak perdeye uzandı ve usulca kaldırdı. Gördüğü manzara tarif edilemezdi. Güç uğruna hapsedilmiş gençler. Odada bulunan bireylerden çok bulunduğu yeri incelemeye koyulmuştu. Penceresiz, meşalelerle aydınlanan, huzurdan söz edilemeyecek kadar karamsar bir oda. Buna rağmen orada bulunan üç genç de, gücün büyüsüyle sarmalanmış ve gayet huzurlu gözüküyordu. Fakat biri vardı ki o bu manzaraya tiksinen gözlerle bakıyor ve inanılmaz derecede tedirgin hissediyordu. Kızın tedirginliği neredeyse tüm odayı kaplamıştı. Bu kızın sonradan yollarına taş koyacağı ortadaydı ama aynı şekilde başaramayacağı da bariz bir şekilde gözüküyordu. “Umarım aramızdan kimsenin klostrofobisi yoktur.” Ağzından çıkan her sözcük, odada bulunan diğer yedi gencinde önlerinde bulunan saydam duvarı yırtarak, kulak zarlarına kadar ulaşıp, Lucrezia’nın da artık aralarında olduğunu onlara haber veriyordu. Ortamın büyüsüyle kendinden geçen cadılar, bir ölümcül günahın temsilcisinin de aralarına katılmalarından onur duymuşçasına, sırayla başlarını öne doğru eğerek onu selamladılar.

Bu durumdan belirgin bir memnuniyet duyan cadı, odanın merkezinde yer alan siyah kutuya yöneldi. Oval bir masanın üstünde duran parlak siyah kutu, odadaki herkesin ilgisini üzerine toplamıştı. Cadının attığı her adımla pelerininin cebinde bulunan parşömen parçası yeniden hayat buluyordu. Kutudan yayılan devasa güç sinyalleri ise başını iyiden iyiye döndürmüştü ki kutunun yanına geldiğinde metrelerce koşmuş ve nefessiz kalmış gibi soluk soluğaydı. Zaten oda o kadar küçük ve rutubetli olduğu için er ya da geç tüm oksijen tükenecek ve belki de diledikleri güce ulaşamadan havasızlıktan ölüp gideceklerdi. Bu kadar büyük bir gücün üzerine oynarken, düşüncesinin zavallılığına gülerek pelerininin iç cebinde duran parşömeni aldı. Bu ona koruması ve –şimdi olduğu gibi- zamanı geldiğinde ölümcül günahlardan en etkilisi olan ‘kıskançlığı’ hayata geçirmesi ve tüm evrene yayması için emanet edilmişti. Daha fazla beklemenin bir manası yoktu. Bu işi halletmeli ve evine dönmeliydi. Avuç içinde, terden ıslanmış parşömen parçasını avucuna alarak, gücün kaynağı olan kutunun önünde sanki liderlerini selamlarmışçasına nezaketle diz çöktü genç cadı. Ve diğer cadılarda aynı şekilde güce boyun eğerken konuştu Lucrezia.
"Ben Invidia, kıskançlık ve hasetin yüce temsilcisi. Yıllar önce bana atfetmiş olduğunuz parşömen parçasını bugün ait olduğu yere güvenle teslim etmekten onur duyarım." Sözcüklerin sırayla dudaklarının arasından dökülüp, boş taş zeminlere çarpmasıyla diğer altı günahın kendilerini tanıtmalarına fırsat vermeden yıllardır canı pahasına koruduğu parşömen parçasını kutuya usulca bırakmıştı. Ve ardından kutunun içinden yükselen ışık huzmesiyle, binlerce parçaya ayrılmıştı genç bedeni. Geriye sadece gözü dönmüş bir kıskançlık ve hasetin külleri kalmıştı...

• Dopo aver terminato il gioco, la pedina del re si trova nella stessa casella.
- Oyun bitince, şah da piyon da aynı kutuya konur.

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Usta
Usta
Usta


Mesaj Sayısı : 44
En Belirgin Özellik : Puan veririrm
Kayıt tarihi : 23/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
50/100  (50/100)

MesajKonu: Geri: Carmelita.   Perş. Haz. 09, 2011 5:46 pm

Anlatım: 23/25
İmla: 14/15
Görünüm: 8/10

Toplam: 45/50 Puan.

İyi Rp'ler...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Carmelita.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: RPG MERKEZİ :: Büyücü Gücü-
Buraya geçin: