Bu büyülü dünyada karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışmak istiyor musunuz?

Sitemize üye olunuz...



 
AnasayfaDeathomens RPGKayıt OlGiriş yap
Hoşgeldiniz. Lütfen, Giriş yapınız ya da Kayıt olunuz.








Sitemize hoşgeldiniz!
Harry Potter zamanını hatta bilinen dört büyücü zamanını bile geride bırakıp daha öncelere götürüyoruz sizleri. Alışılmamış temamız ve özgün sistemlerimizle beraber sizleri bekliyoruz. Sihirli dünyamızın kapılarından geçerek bu heyecan dolu kurguda yerinizi alabilirsiniz.
Sihirli günler dileriz.


blablabla
SITE STATS

User Legend

Paylaş | 
 

 Elphida.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Myrenala Elphida Dixie



Mesaj Sayısı : 3
Kayıt tarihi : 13/06/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
33/100  (33/100)

MesajKonu: Elphida.   Ptsi Haz. 13, 2011 10:17 am

Yatağında kıpırdayıp duruyordu Myrelana. Yeşil gözleri sıkkınlıkla etraftaki yataklarda gezindi. Gözlerinden önce kulakları devreye girerek kızların düzenli ve aynı zamanda homurtu olarak adlandırdığı sesleri işitti. Diğer kızlar nasıl uyuyordu anlayamadı. Bu saatte hiç uyuyamazdı, bu saatler yaşanacak asıl saatlerdi. Yatağının tepesine baktı. Orada yavaş yavaş bir ejderha gözükmüştü. Bunu yenmeliydi. Şizofrenisini. Gerçi bunu sadece ikizi biliyordu. O da kazara öğrenmişti. Gözlerini açık pencereye dikti. Onun açık olması en azından klastrofobisini tetiklemiyordu. Yüzüne gelen rüzgarın kızı sakinleştirdiğini farkettiklerinden beri o pencereyi kapamazdı kimse. Zindanlarda pencere olması fikri komikti ama Myrelana onu binbir güçlükle büyüleyerek kulelerdeki bir pencerenin ikizi haline getirebilmişti. Yatakta dönerek uyumaya çalıştı. Ters yöne döndü, biraz daha dönerek daire gibi tamamladı dönüşünü. Sıkılınca uyuyamazdı ki o. Yastığına sarılmıştı. O da olmayacak gibiydi. Yastığı yerine bırakarak yataktan kalktı. Kızıl saçları açıktı ve şu an Samara gibi göründüğünün farkındaydı. Saçları gözünün önünde kızıl bir perde oluşturmuş, sanki ardında yaratıklar saklıyormuşçasına duruyordu. Saçlarını geriye savurdu. Dikkatlice diğer kızlara baktı. Hepsi uyuyordu. Geceliğini çıkararak düzgün bir kıyafet giydi. Eline fırça alıp saçlarını düzeltti. Sonra vazgeçerek kabartmaya başlamıştı. En sonunda sessizce fırçayı bıraktı. Asasını aramaya başladı. Yorganını kaldırıp altına baktı. En sonunda yastığının içinde bulmuştu. Sessizce yatakhaneden çıkıp Ortak Salona gitti. Etrafa dikkatlice baktı. Yakalanmak istemiyordu. Portreleri kontrol etti tek tek. Hepsi uyuyor gibiydi. En azından kendisini ispiyonlayamazlardı. Bir ara arkasında bir çıtırtı duyduğunu hissetti. Geriye baktığında kimseyi göremedi.
*Benim kuruntum olmalı. Son zamanlarda çok korku kitabı okuyorum galiba.* diye düşünmüştü. Gürültü çıkarmadan ortak salondan çıkmıştı. Dışarıdaki portre hiç beklemediği bir anda ürkünç bir sesle

"Nereye gidiyorsun küçük hanım?!"deyince Myrelana yerinde sıçramıştı. Portrenin konuştuğunu farkedince ona ters ters baktı. Cevap vermeden önce etrafı bir kez daha kontrol etmeyi ihmal etmemişti. Diğer portreler hala uyuyordu. Patavatsız ihtiyar onları uyandıramamıştı. Bu onu rahatlattı ve sıranın portreye gelmesine vesile oldu. Yeşil gözleri şu anda sinirle ona bakmakta olan bina portresine yönelmişti. Masum bir gülümsemeyle onu yumuşatmaya çalıştı. Pis portre. İnsan bu kadar da dik dik bakmazdı ki.

"Ay tamam. Beni yakaladın. Acıktım tamam mı? Suç mu acıkmak? Sen yaşarken hiç acıkmadın mı?"

"Küstahlaşma Myrelana Emily. Bu saatte ne acıkmasıymış böyle? Akşam yemeğini önünden mi aldılar?"

"Akşam yemeğine yetişemedim çünkü Peeves ile uğraşıyordum! O aptal hortlak beni süpürge dolabına kitlemeseydi şu anda yatağımda uyuyor olurdum. Acıktım. Elimde değil. Sadece kahvaltı yapmıştım. Aç karnına sinirli olurum ve sinirli olunca da neler yapabileceğimi hepimiz biliyoruz. Kağıt sağlığın için sus ve ben de gideyim." Demişti asasını portrenin gözleri önünde sallayarak. Ağzı bir karış açık kalmış olan portreyi kaale almayarak arkasını döndü. Zindanlarda ayak sesleri duyulmuyordu. İnce tabanlı ayakkabıların avantajları. Sessiz ve gizli olmayı seviyordu Myrelana. Daha güvende hissettiriyordu kendini.

"Evet ondan da kurtulduğuma göre şimdi planımı gerçekleştirebilirim. Nereden gidiyorduk şu mutfağa? Umarım dondurma vardır. Lütfen olsun, lütfen olsun." Diye mırıkdanmıştı. Biraz durduktan sonra sağ tarafa yöneldi. Zindanlarda yol bulmak ne zor işti böyle. Yarım saat labirente benzeyen zindanda dolandıktan sonra meyve tabağı portresini bulmuştu sonunda. Armudu gıdıklayınca bir kapı çıkmıştı. Mutfağa hızlıca girip kapıyı kapattı. Ev cinleri ona şaşkınca baktıktan sonra hemen kendilerini toparlayıp selam vermişlerdi. Hemen bir çok yiyecek çıkartıyorlardı ki Myrelana

"Dondurma var mı? Çikolata veya ekler de olur. " demişti. Gözleri iri iri açılmıştı onlara bakarken. Yeşil gözleri şu anda hoş bir tona bürünmüştü. Arada sırada küçüklüğüne dönerdi şimdiki gibi. Bir yığın dondurma, çikolata ve ekler gelince sevinçten dans edesi gelmişti. En sevdiği meyveli dondurmayı yemeye başlamıştı. Uzun süredir dondurma yiyememişti. Nedense annesi yasaklamıştı (!). Bunu ilk duyduğunda ise Myrelana bayağı sinirlenmişti. Hatırlayınca midesine yumruk yemiş gibi olsa da umursamamayı öğrenmişti. Ev cinlerine dondurma harici şeyleri kaldırmalarını söylemişti. O mutlu mesut dondurmasını yerken de evcinlerini izlemeye başladı.

O sırada büyük salondan büyük bir patlama sesi gelmişti kulaklarına. Ölüm Yiyen saldırısı olacağı yönünde dedikodular sihir basını tarafından gizlenmeye çalışılsa da yukarıdan gelen seslerin başka bir açıklaması olamazdı. İnsanın içini ürpertecek kadar acı içinde bir çığlık kulaklarına taşındığında dondurmasını bir kenara koydu. Yukarı çıkıp savaşmayacaktı ama buradan da çıkamazdı. Şimdilik en güvenli yerin burası olduğunu düşünüyordu ki ev cinlerinin korku dolu yüzlerini görmüştü. Kendisinden korkmadıklarını biliyordu. Kim? Yeşil gözlerini arka tarafa yöneltince ev cinlerini anlamıştı. Bir ölüm yiyen. Maskesi yüzünde orada duruyordu. Myrenala hafif bir şaşkınlıkla bakmıştı. Yukarıdaki savaşı duymuştu ama okulu basanların mutfağa geleceği gibi bir ihtimal düşünmemişti. Hoş, savaşı umursamıyordu. Sadece biraz önceki çığlığı duymuştu. Kız için üzülmüştü. Ölüm yiyenlere karşı ne yapmayı düşünüyorlardı ki? Bazen kendisinin ne düşündüğünü anlayamıyordu Myrenala. Ölüm yiyenin asasını indirmemesi bir anlık ürpertiye neden olmuştu. Karşısındakinin kadın mı erkek mi olduğunu kestiremedi. Elleri bir erkek olacağını gösteriyordu. Karşısındakinin vücudunu inceledi. Tanıyor gibiydi. Dudakları hafifçe kıpırdanmış, yüzüne bir güümseme gelmişti. Müstehcen bir gülümseme. Karşısındakinin adını hatırlayamadığı için kendisine lanet okumuştu. Eragon'du bu. Gözünü koyduğu adam. Çoğu zaman yanında olduğu adam. Kızının en yakın (!) arkadaşı olduğu adam. Gülümsemesi karşısındakini tanıdığını belli etmişti. Myrenala ayağa kalkmıştı. Ev cinlerine durun anlamında bir işaret yapmıştı.

''Myrenala Clayton nasılsın ?''

Bu ses tonu. Evet, Eragon'du karşısındaki ölüm yiyen. Gözünün önüne düşen bir tutam kızıl saçı geriye itmişti. Bunu yaparken gözleri Eragon'un maskesinin ardından gözüken gözlerindeydi. Adamın maskesinin altından gizlice gülümsediğini düşünüyordu. Yavaş yavaş asasını indirirken kızın yeşil gözleri asaya yönelmişti. Bu asa demin bir kızı öldürmüştü belki de. Slytherin'li bir kızı mesela. Acaba kendi kızına öyle bir şey olsa ne yapardı? Ya da 'pek sevgili' Méll'ine? Bir anlık nefret ve kıskançlık alevi yayılmıştı bedenine. Kontrol edilmişti hemen. Bir anlık nefretle kendisini çukura düşüremezdi Myrenala. Gerçi Méll ile ilgili bir çok planı vardı. Tabii büyüyünce uygulayacaktı bunları. Daha da gelişince. Gerçi Eragon onu gerçekten seviyor gibiydi. Öldürmek yerine belki de içten çökertmek.. Olabilirdi.

"İyiyim Cohen. Gerçek ismin bilinmiyor sanırım. Sen nasılsın?" demişti hafif bir merakla. Şu anda merak ettiği diğer bir şey Olivia'nın nerede olduğuydu. Onu güvene almış mıydı acaba Eragon? Ev cinlerinden bazıları korkarak çığlık atmaya başlamıştı. Myrenala onlara güven verircesine bakıp susturmuştu. İstediği zaman bayağı sakinleştirici olabiliyordu. Eragon'a birkaç adım yaklaşmıştı. Onun kahverengi gözlerine muzipçe bakmıştı. Bakışları maskesinin işlemelerine kaymıştı. Bir gün belki de kendi yüzünü örtecekti o maske. Kim bilir? Belki de bağımsızlığı üstün gelir ve kendi kendisinin efendisi olma yolunu seçerdi. Sağ eli onun hala asayı tutan ama yönü yere bakan eline temas etmişti. Myrenala istediği zaman korkunç derecede çekici olabiliyordu. Kanlarından gelen bir özellik. Yeşil gözleri onun kahverengi gözlerindeyken elinin temasını artırmıştı.

"Bu asa şimdi de bana mı yönlenecek Cohen? Bence pek güzel bir seçim olmazdı. Özellikle de işine yarayabilecek birini kendi ellerinle yok edeceksen." demişti. Konuşurken ona daha da yaklaşmıştı. Kız onun soluğunu hissedebilecek kadar yakınlaşmıştı. Eragon'un kendisini öldüreceğini düşünmüyordu. Dudaklarına yeniden -bu sefer biraz daha ayartıcı- bir gülümseme gelmişti. Sağ elini adamın elinin üzerinden hafifçe kaydırarak çekmişti. Adamın yapacağı hamleyi, söyleyeceği sözleri bekliyordu. Belki de şu maskesini çıkarırdı. Tabii 'güvenli' bir yerde. Gerçi ev cinlerini kovsalar mutfak gayet güvenli bir yerdi. Stratejik bir nokta değildi. İnsanların uğrayacağı bir yer de değildi. Sakince Eragon'un kahverengi gözlerine bakmaya devam etti.

Bütün bu olanlar mavi bir anaforda dönerken tamamen yetişkin boyutta bir Myrenala gözlerini düşünseli kupasından çekip karşısındaki duvara yöneltmişti. Dudaklarında hüzünlü bir gülümseme ve gözlerinde hafif bir nemlenme vardı. Eragon'u hala hatırlıyordu fakat o ölmüştü, gözlerinin önünde ölmüştü. Seherbaz olmaya zar zor hak kazandığı üç yıl öncesinde bir grup ölüm yiyenle karşılaşmıştı devriyeler. Herkes gidip ceset orada öyle terkedildiğinde geri dönerek son sözlerini fısıldamıştı kulağına. 'Bana yanlışı gösterdiğin için teşekkürler Cohen. Seni asla unutmayacağım.' Acı çekiyormuşçasına içine aldığı nefesi geri verirken gülümsedi. Sonra da bir flop sesiyle cisimlenerek dönen mavi anaforu tek başına bıraktı.

Bir Su klasiği. Razz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Usta
Usta
Usta


Mesaj Sayısı : 44
En Belirgin Özellik : Puan veririrm
Kayıt tarihi : 23/03/11

Karakter Bilgileri
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkii:
Büyücü Gücü:
50/100  (50/100)

MesajKonu: Geri: Elphida.   Ptsi Haz. 13, 2011 10:06 pm

Daha önce Büyü Gücü başvurusunda bulunduğunuz için, eski puanınız geçerlidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Elphida.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: RPG MERKEZİ :: Büyücü Gücü-
Buraya geçin: